BASIN

Dergi Röpartaj

17 YILDIR YEMEK SEKTÖRÜNÜN İÇERSİNDESİNİZ BU SERÜVEN NASIL BAŞLADI

O zamn işin temelinden başlamam gerekirse şöyle başlıyabilirim cümlelerime kleşeleşmiş cümleler vardır yemek yapmayı seviyorum evden kaçtım vs vs benimki biraz farklı oldu ilk başladığım zaman bu sektöre yani 17 yıl önce para kazanma umuduyla başladım ilk okul yıllarımda harçlığım çıksın diye lakin kulakları çınlasın ustam tabi o zamn şef cümlesi yok onun için ustam diyorum kasım yılmaz beni adeta hamur gibi yoğurdu çünkü bu mesleği öğrenmemi ve başarılı olmamı istiyordu bense hayta bir çocuktum lakin  bulaşıkhaneden başlamam gerekiyordu çünkü bu mesleğe ben alaylı başladım şimdiki gibi gastronomi nerde bizde o şans onun için kazan yıkıyarak soğan soyarak başladık lakin gel zaman git zamn ustamında destekleriyle hızla ilerlemeye başladım ve bana söyledikleri veya verdiği tenkitler o dönem her nekadar canımı sıksada şimdi çok daha onu anlıyorumki hep iyiliğimi düşünüp benim üzerime oynamış arzu et lokantası adında kupon keyifli bir işletmeydi huzurlu mutlu aile ortamıydı  fakat çalıştıkca hırs yapıyor daha fazlasını istiyordum bir şeyler bana artık nerdeyse yetmez hale geliyordu hiç unutmam mesela ustamın abisi kasada durur Hüseyin yılmaz  maaşlarımızı o verirdi bir gün beni çağırdı 20 tl maaş alıyordum ve bana bundan sınra 25 tl oldu senin maaşın dedi sanki dünyayı satın almış gibiydim ve o gün birkez daha anladımki hırsıma yenilerini katmam ve ustamın yüzünü kara çıkartmamam gerekiyordu uzun yıllar çalıştım ve gün geldi çattı artık duramazdım orda açılmalıydım çünkü yetmiyordu her ne kadar istemesemde abi baba gibi  olan insanların yanından ayrıldım daha doğrusu kaçtım marmariste bir otele gittim  ordan Ankara ve adana  ama hala yetersiz bir şeyler var dediğim süreçte dünya mutfağı dedikleri yemek sektörü patlamaya başlamıştı ve tabiri caizse ver elini yurt dışı dedim sırasıyla Meksika Almanya İsviçre İtalya roma jeponya gibi ülkeleri gezdim yemek kültürlerini öğrendim çalıştım para kazandım türkiyeye dönüş kararı aldığım zaman çok iddalı iyi bir ustaydım artık tanınmıyor kimse beni bilmiyordu ama ben mesleğimde çok kez başarılara imza atmıştım döndüğüm süreçte mevlam yüzüme baktı ve şu an hala türkiyenin gündeminde olan birkaç sanatcıyla çalışma fırsatı buldum öğrendiğim teknikleri kullandım ve başarılı oldum bu serüveni hızla tırmanmaya başlamıştım artık aşçılık sektörü tanımaya başlamıştı ismim konuşulur hale gelmişti yani rüzgar sünbül diye biride var içimizde diye hızla çıkmaya çalıştığım merdivenleri artık daha temkinli ve yavaş çıkmaya başlamıştım çünkü hızlı çıkıp inmektense yavaş çıkıp gündemde olmak yazılı görsel basında yer almak ve ünlü olmak istiyordum ve hep ustam kasım yılmazın bana emanet ettiği cümleyle yoluma devam ettim lezzeti sunmak sanat tatmak ayrıcalıktır çok derin ve anlamlı bir söz bana göre çünkü lezzeti sunarak sanat yapıyordum tadanlarda ayrıcalığa ulaşıyordu birgün ulusal bir kanaldan bir yarışma programı teklifi geldi ve tereddütsüz tamam dedim çünkü artık tanıtıma çıkma zamanım gelmişti yarışmaya katıldım ve bir hafta süren bir süreçte annelerin teyzelerin hatta izleyenlerin sevgisini kazandım tavırlarım hareketli olmam yarışmada beni marjinal chef adını verdi veeeeee artık Türkiye tanıyordu ama ben hiç kendimi bozmadan emin adımlarla yürümeye devam ediyordum bu arada yarışmadanda 30 bin tl para ödülü aldım arkası çok geçmeden geldi başka bir kanal hemen yemek programı yapmam için teklifle geldi ve onuda kabul ettim 2 yıl yemek programı yaptım bilgi birikimim yelpazem genişlemişti ve artık herkes tarafından tanınan bir cheftim arkadaşlıklar dostluklar iş sanat dünyasına çok hızlı griş yapmıştım kimilerin menülerini hazırlıyor kimilerinin ise özel davetlerinde boy gösterir olmuştum istediğime ulaşmış ve artık bazı şeyleri resmileştirme vaktim gelmişti ve rüzgar chef danışmanlık creative  ajans adını verdiğim şirketimi açtım arkasından rüzgar chefle lezzet turu adını verdiğim kitabımı yazdım lakin kitabımı hala çıkarmadım doğru zamnı bekliyorum şu anda ise aktif olarak 7 yıldan beri tv programı yapıyorum ve hala araştırmalarıma devam ediyorum şirketim istanbulda devam ederken bense hiç durmadan işlerime devam etmekteyim cheflimi hiçbir zamn geri planda bırakmıyarak  hırslarıma ve isteklerime devam çabasındayım irili ufaklı çok restaurant da çalıştım hayatımda 4 yada 5 otelde çalıştım çünkü restaurantda yani alacarte mutfakta daha keyif aldığımı düşünüyorum  ve halen şu anda devam edttiğim fusa işletmelerinin başınadayım yeni teknikler yeni yöntemler kullanarak fusa restaurantta şile de görevime devam ediyorum aynı zamnda Çanakkale aşçılar derneği basın sözcüsüyüm ve taşfed üyesiyim yani Türkiye aşçılar ve şefler federasyonu kısaca benim bir nevi hayat hikayemden kesitler böyle sorduğunuız gibi kimine göre serüven kimine göre yaşam ama bana göre yemekte aşk yani lezzeti sunmak sanat tatmak ayrıcalıktır.

 

ESKİDEN BUKADAR FAZLA RAĞBET GÖRMÜYORDUAŞÇILIK MESLEĞİ ARTIK ÇOĞU GENÇ BU YOLDAN YÜRÜMEK İSTİYOR ÜNİVERSİTELERDE DE GİDEREK BU SEKTÖR İLE İLGİLİ BÖLÜMLER AÇILIYOR BUNUN HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ

Eveeeet en önemli sorulardan birtanesi beklide benim için çünkü önceden  aşçılara kız bile vermiyorlardı ama şimdi damadımız aşçı olsun diyorlar neredeyse bunu şuna yorumluya bilirim gerçi çoğu nedeni maddiyat iyi kazanıyorlar ama tabikide işini iyi yapan lar için geçerli rağbet gördükce mecburen okullarda ön ayak olması gerekiyordu bunlar için müfredatlar yazıldı lakin yanlış yazıldı ama çünkü okullarda konferans ve panallerde hala yeni yetişen arkadaşlarımızı mesleğe aç ve istekli görüyorum ama çok fazla bir şeyler öğrenemiyorlar üniversiteler liseler hatta yakında ilk okullara bile sıçraması nı bekliyorum keza bu bir aşk aşçılık mesleğini bilmiyen biri veya destek almıyan biri o mutfağı nasıl doldurabilir ve yetişen arkadaşlarımızı nasıl eğitebilir bir çok dr av tanıyorumki  hobi olarak aşçılık okullarına yada workshop lara katılıyor aynı cevaba gelicem aslında 1.meslek aşkı 2. Maddiyat hani derlerdi ya erkeğin kalbine giden yol midyesinden geçer sanki artık değişti ve cümle tersine döndü bayanın kalbine giden yol midyesinden geçer oldu birde tabi iyi eğitim doğru seçimle gençlerimiz çok başarılara imza atacaklardır lakin metamorfoz şart yani değişim müfredat dan tutunda eğitimcilere varana kadar bu ülkede okadar başarılı şef varki ama bir çoğu ilk okul mezunu ve okullarda bunun için ders veremiyor mesleği veya işinin başarılı olması hiç önemli değilmiş safsata mesleği bilmiyen biri yemek yapmayı öğretemez sivri dilli olucam belki ama bun bilir bunu söylerim biz çok büyük bir aileyiz ve eğitimleri aşçı yada chef arkadaşların vermesi en doğrusu yııarını bu meslek adına harcamış ustalar var neden onlar değilde işi bilmeden öğretenler var mesela ben bile bu mesleği alaylı öğrendim üniversitem farklı bir dal ama ben aşkımı seçtim yani aşçılığı ne olduğun yada ne okuduğunuz önemli değil yada okumadığınız önemli olan işinize mesleğinize duyıulan saygı ve aşk bu işte müfredatla olmaz uygulayarak olur büyüyen ve ilerliyen hatta ve hatta gündemde olan bir iş yapıyoruz o zamn hakkını verelim.

 

SUNUMUYLA LEZZETİYLE İYİ YEMEK YAPABİLMENİN BİR YETENEK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORMUSUNUZ

Tabiî ki bunu farkı düşünmek delilik olur zaten iyi yemek yapmak sunumuyla lezzetiyle bir bütündür onun için yemek yaptığınız zaman kendinizi ve beyin gücünüzü ortaya koymanız gerekir onun için iyi yemek yapmak hem bir sunum hemde bir yetenektir günümüzde zaten aşçı artık işçi değil sanatcıdır.

 

YEMEK YAPMAK SİZİN İÇİN NE İFADE EDİYOR

Bir çok şey yani anne baba kardeş eş çocuk kısaca her şey çünkü yemek yaparken kendimden defalarca geçtiğimi hatırlıyabilirim yaşam tarzı hata yaşama biçimim diyebilirim.

 

LEZZETİ SUNMAK SANAT TATMAK AYRICALIKTIR DİYORSUNUZ GASTRONOMİ SANATINI BİZİM İÇİN BİRAZDAHA AÇARMISINIZ

 Türkiye’de son yıllarda artan yemek programları ve yarışmaları sayesinde bir farkındalık yaratan gastronomi, yemek pişirmek ve aşçılıktan çok daha fazla bir anlam taşıyor. Oluşan bu farkındalık nedeniyle de bir süredir gençlerin gözde meslekleri arasında.

Türkiye’de henüz çok yeni bir kavram olan “gastronomi”, doğru yiyeceği seçme, hazırlama, sunma ve insanların bundan keyif almasını sağlama sanatı olarak tanımlanıyor. Turizmin gelişmesinin doğrudan etkileri olduğu gibi, Türkiye’de son yıllarda artan yemek programları ve yarışmaları sayesinde de gastronominin farkına varıldı. Yemek pişirmek ve aşçılıktan çok daha fazlası olan gastronomi, oluşan bu farkındalık nedeniyle de bir süredir gençlerin gözde meslekleri arasında.

Gençler gastronomiye meraklı

Türk mutfağının gelişimi, gastronomi eğitimine bağlı

Gastronomi, sadece iyi yemek pişirmek anlamında kullanılan bir terim değil. Bir ürünün tarladan sofraya gelene kadar geçen tüm aşamaları, gastronominin ilgi alanına giriyor. Bunun yanında yiyecek içeceğin servisi, kalitesi, yemek yenilen mekânın ve personellerin özellikleri gibi konularla da doğrudan ilişkilendirilen gastronomi, en basit anlatımla yemeğin sadece beslenmek ve doymak olarak algılanmadığı, aynı zamanda zevk almak için tüketildiği bir sistem. Hatta yemekte kullanılan temel gıdaların hangi coğrafyada, ne aşamalardan geçerek üretildiği, yapılacak yemeğin tarihi ve kültürü de gastronomi açısından öne çıkarılması gereken konulardan.

Tüm dünyada yükselen bir değer olan gastronomi, Türkiye’de de kurumsal, zincir otel ve restoranların çoğalması ve insanların dışarıda yemek yeme kültürlerinin yaygınlaşması sonucunda, birçok genç için kariyer yapılacak bir alan haline geldi. Eskiden usta-çırak ilişkisi ya da en çok meslek liseleri mezunu şef aşçılar varken, artık Türkiye’nin birçok önemli üniversitesinde açılan 4 ya da 2 yıllık gastronomi bölümleri ile yemekte kullanılan her malzemeyle, yemeğin hazırlanmasıyla, sunumuyla bilfiil ilgilenen excutive şefler var.

Gençler tarafından oldukça fazla tercih edilen, popüler bir meslek dalı haline gelmiş olmasına karşın, gastronominin Türkiye’de hala anlaşılmayı bekleyen bir alan bu alanda verilen eğitimin gerekli bilgi ve becerilerle donatılmış, uluslararası alanda rekabet edebilecek yaratıcı bireyler yetiştirmek olduğunu biliyoruz.

 

İYİ BİR AŞÇI OLMANIN EN ÖNEMLİ NOKTALARI NELERDİR

Peki nasıl aşçı olunur, şef nasıl olunur? Bankacıyken aşçı oldu, büyük şirketteki görevinden istifa edip aşçı olmaya karar verdi haberlerini duymuşsunuzdur. Dolayısıyla aşçı olmak için çok geç kalmadığınızı düşünmelisiniz.

Aşçı olmak, şef olmak için yollar da çeşitli. Ancak yemek yapma kurslarıyla aşçı olunmadığını belirtmemiz gerekiyor. Tabi yemek kursları size eğlenceli vakit geçirerek özellikle pişirme ve sunum teknikleriyle ilgili önemli bilgiler kazandıracaktır.

Gerçek bir Şef olmak içinse farklı uzmanlık alanlarında, genel kültür konularında donanım sahibi olmak gerekiyor. Burada alaylı ve okullu olarak ayrım yapılabilecek bir durum mevcut.

Okul kısmına gelirsek, bu yolun sonunda çoğunlukla alaylı olmaktan daha avantajlı olacağınızı belirtelim. Çoğunlukla diyoruz çünkü okulun bir yere kadar olacağını tahmin edebilirsiniz. Gerçek şefin içinizde olduğunu siz daha iyi biliyorsunuz. Kesinlikle buna kendiniz inanın, gerisi sonradan gelecektir.

Turizm Fakültelerinde verilen eğitim, sadece yemek yapma eğitimi değil, sakın böyle düşünmeyin. Orada size bu konuyla ilgili yöneticilik nasıl yapılıyor staj destekli öğretiliyor eğitim planında derslerin çoğunlukla öğleden sonra ve akşam olduğunu fark ettik. Bu size cesaret verebilir. Hem çalışıp, hem okuyabilirsiniz. O masa başı işten kurtulmak için ne büyük fırsat.

Üstelik sosyal bilimlerin yanı sıra en az iki dil öğrenme fırsatınız var. Burada yurtdışı tecrübenin şeflik konusunda ne kadar önemli olduğuna geliyoruz. Farklı kültürler, farklı pişirme teknikleri, farklı varyasyonlar demek. Bunları yerinde keşfetmek ise harika bir deneyim. Siz yine de çevrenizi keşfetmekle başlayabilirsiniz işe, anneanne mutfağı gibi.

Alaylı şef olmak istiyorsanız;

Özellikle küçük yaşlardan itibaren –komi  vb. gibi- bu işin içinden yetişmeniz gerekir. Zamanla değeriniz anlaşılır ve şef olabilirsiniz.. Tabi, tekrar ediyoruz, olay yine de size ve vizyonunuza kalmış.

En önemli konulardan biri de bu işin muhasebesi. Mutfağa ve kasaya nelerin girip çıktığını bir restorandayken hiç düşündünüz mü ? Bu oldukça zor bir iş, mutfak malzemelerinin kalitesi, hangi yemek için hangi aletler gerekli, ve bunlar nasıl kullanılmalı, hepsini biliyorum zannetmeyin. Örneğin domatesi kesmek için büyük tırtıklı ekmek bıçağının kullanılmasının özellikle geniş dilimler için daha rahat olduğunu biliyor ya da bilmiyor olabilirsiniz; ama söz konusu gastronomi olunca komplike bir bilgi yığını sizi bekliyor.

Mutfak sanatlarına gelince hijyen, pişirme, sunum ve teknik konularda öğreneceğiniz çok şey var.

Şefler mutfaklarda yemek yapımında direkt olarak bulunmasalar da malzemenin girişinden sofrada sunumuna ve geri dönüşlere kadar birçok teknik ve sosyal konudan sorumludurlar. Ayrıca personel idaresi gibi bu işin insan kaynakları yönetimi ile ilgili kısmı var. Bu konuda da hem teorik hem pratik eğitim,  turizm fakültesinde veriliyor merak etmeyin.

Eski çağlardan günümüze kadar muazzam olarak değişen bilgi birikimi ve teknolojinin yardımıyla yenilikçi düşüncelerinizi kabul ettirebilir, farklı tatları doğru oranlarda birleştirebilirsiniz. İnsanın olduğu her yerde bir aşçıya ve duruma göre iyi bir şefe ihtiyaç olduğunu unutmayın, Trenlerde bile restoran var.

Şef maaşları genellikle tatmin edici düzeyde diyebiliriz, tabi çalıştığınız firmaya bağlı. Ancak bu işin en güzel tarafı, belki de bir gün kendi iş yerinizi açma olanağı.

 

İŞİN YARATICI KISMININ YANINDA MATEMATİKSEL KISMI İLEDE İLGİLİSİNİZİKİSİNİN ARASINDAKİ FARKI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ DENGEYİ NASIL SAĞLIYORSUNUZ

Cost control (kost konrol)
Mutfak etkinliklerinin, yönetim tarafindan, büyütec altina alinmasinda en

etken yolun matematiksel kontrol oldugu bilinmektedir.

Bilgisayarlarin da yardimiyla toplam harcamalara göre, yiyecek maliyet orani,

artik, aninda bilinmektedir.

Bundan dolayi, yiyecek maliyet orani, normalin biraz üzerine ciktigi zaman

aninda,yönetim (Idare, Yiyecek icecek müdürü veya Isletme müdürü)

duruma el koyar. Yani, mutfak sefini sorgular.

Günümüzde, her mutfak sefinin, yiyecek maliyet kontrolünü elinde tutabilmesi icin, maliyet kontrolünden ve muhasebeden birazcik anlamasi gerekir. Muhasebe sistemini, yeterli derecede, anlamadan yiyecek maliyet kontrolünün üstesinden gelmek zor olabilir. 
Her kurulusun maliyet kontrolü hesaplama yöntemi farkli olabilir. Ancak, bütün kontrollerin amaci, iyi ve kötü halin nereden geldigini anlamaktir. Örnegin, ziyan, hirsizlik vb. yiyecek maliyetini artirir. Artisi gören yönetim, artisin neden kaynaklandigini ögrenmek ister.
Ayni zamanda, mutfak sefi de yiyecek maliyet oranini göz önüne alarak hareket eder. Yiyecek maliyetini, normal oranda tutmak icin birtakim önlemler alir veya sorulacak hesaba bir cevap hazirlar. Bu konuda, sefle yönetim arasinda bilgi verisi  olur.
Yiyecek maliyet orani, kurulustan kurulusa cok farkli olabilir. Ancak, esdeger kuruluslar arasinda, bu fark, cok azalir. Örnegin: Bir kebapci ile bir lüks lokantanin yiyecek maliyet orani kesinlikle bir olamaz. Cünkü iki kurulusun da satis fiyatlari ve genel maliyet fiyatlari farklidir. Ama iki esdeger lokantanin yiyecek maliyeti arasinda büyük bir fark olmaz.


Bir mutfakta, yiyecek maliyet degismesinde etkili olan etkenler sunlardir:
-Yiyecegin kalitesi
-Yanlis hazirlama teknigi uygulanmasi (acemi ascilarla is yürütme)
-Yönetim hatalari (bedavacilarin yediklerini kayda almadan mutfak giderlerine eklemek, dikkate alinmayan personel yiyecek giderleri vb.)
-Satin alma ve üretim esnasindaki kayiplar (hirsizlik, ziyan vb.)
-Yanlis satin alma politikasi uygulamak (vadeli alil yüzünden malzemelere degerinden fazla para ödeme, piyasayi iyi izlememe vb.)
-Mevsim degisiklikleri ve enflasyonun yiyecek fiyatlarina etkisi
-Ön görülen porsiyondan fazla veya az servis ederek yiyecek malzeme miktarini artirmak veya düsürmek
-Mevsim disi ürün satin almak
-Piyasanin durgunlugu
-Yiyecek disi, diger giderlerde degisiklik olmasi vb.
Bunlarin yiyecek maliyetine etkilerini arastirmak ve yiyecek maliyetlerini kontrol altinda tutmak icin bazi önlemler alinir. Ancak, bu maliyet degisikligi, cogu zaman, dönem sonlari fark edilir. Dogal olarak, bu degisikligin nedenlerini, en iyi bilen veya fark eden kisi, mutfak sefidir.

 

KISITLI ZAMAN YOĞUN TEMPO MOTTOSU İLE YAŞAYANLARIN KAÇINILMAZ SONU FAST FOOD SİZCE BU YEMEK SEKTÖRÜNÜ NASIL ETKİLİYOR

Fast food nedir? İnsanlara fast food ürünlerini neden sever? Fast food neden lezzetlidir? Çıtır tavukta kullanılan ana malzeme ve Fast food hangi yollarla çocukları etkiliyor? sorularına değiniyoruz.

Her ne kadar bu tür yiyecekler fast food olarak isimlendirilse de nihayetinde abur cubur olarak nitelendirilir. Fast food yiyecekler nelerdir? Paket servisi olan veya ayaküstü satılan zincir lokantaların çoğundan alınabilen; burgerler, pizzalar, kızartmalar, turtalar bu yiyecek türü içine girer. Ayrıca cipsler, şekerlemeler ve gazlı içeceklerde fast food olarak tanımlanabilir. Süpermarketlerden alınan donmuş pizzalar ve işlenmiş ürünlerde bu kapsama girer.

Fast food yiyecekler hem görünümleri, hem de lezzetleri nedeniyle çocuk olsun yetişkin olsun insanların en sık tercih etmeye başladıkları yiyecekler olmaya başladılar. Özellikle ayak üstü hemen yenilebilmeleri ve büyük boyutları nedeniyle doymuş hissettirmeleri insanları fast food’a çeken sebepler arasında yer alıyor.

Herkes için zararlı olan bu yiyeceklerin çocuklara verdikleri zararlar ise zayıf bünyeleri ve gelişim sürecinde olmaları nedeniyle çok daha fazla. Küçük yaşlardan itibaren fast food besinler ile beslenen çocukların ilerleyen yıllarda obezite ve kilo sorunlarına, kalp ve damar hastalıklarına ve pek çok fiziksel rahatsızlığa sahip oldukları tüm sağlık uzmanları tarafından söyleniyor.

Fast food’un temel zararlarını sıralamak gerekirse;

-          Hayvansal yağların çok olması nedeniyle kalp ve damar hastalıklarına davetiye çıkartır. Ayrıca kanser ve diğer kronik rahatsızlıkların oluşumunu kolaylaştırır.

-          Vitaminler ve mineraller açısından besin değeri düşük olan fast food yiyecekler çocuğunuzun bağışıklık sisteminin zayıf düşmesine neden olur.

-          Kızartmaların uzun süre bekleyen yağda hazırlanması nedeniyle kimyasal olarak bozulmaları gerçekleşir. Ayrıca yanan patates veya diğer benzeri malzemeler kanseri tetikleyici etkilerde bulunurlar.

-          Fast food besinler ile birlikte tüketilen yoğun kafein içerikli içeceklerin vücudun kimyasal dengesini bozarak ruhsal durum üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğu biliniyor.

-          Yüksek miktarda sodyum ve tuz barındıran bu yiyeceklerin kan basıncını artırarak tansiyon problemlerini tetiklemeleri mümkün.

-          Fast food’ların içerisindeki yoğun koruyucu maddeler, renklendiriciler ve diğer kimyasallar vücut gelişimini olumsuz yönde etkilediklerinden dolayı çocuklarda özellikle sakınılması gerekenler arasında yer alıyor.

Fast food besinlerin bu olumsuz özellikleri onları her ne kadar lezzetli olsalar da uzak durulması gereken yiyecekler kategorisine sokmaya yetiyor. Anne ve babaların çocuklarını bu zararlı yiyecekler konusunda doğru şekilde eğitmeleri yapılabilecekler arasında yer alıyor.

Özellikle aile düzeni içerisindeki yemek kültürünün ve sofra alışkanlıklarının varolması çocuğunuzun ev yemekleri ve sağlıklı besinler tüketmesine alışması açısından önemlidir.

Avrupa ve ABD’de yer alan obezite ve şişmanlık sorunlarının her yıl milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine neden olduğunu unutmamak ve fast food alışkanlığının çocuğunuza herhangi bir şey karşılığında ödül olarak bile verilmediğinden emin olmak her ebeveynin görevleri arasındadır

TÜRK HALKININ YEME İÇME ALIŞKANLIĞINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ SİZCE BİZİM HALKIMIZ  DÜNYA MUTFAKLARINDAN EN ÇOK HANGİSİNE YATKIN

Yani yakınlığa gelince okadar yakınızki .)))) gülerim biz öyle bir toplum ve öyle bir ecdatların torunlarıyızki bizim mutfağımız hiçbir mutfaklarla yarışmaya bile girmez niye derseniz saray mutfakları yada Selçuklu yani halk dilinde Osmanlı yemekleri kesinlikle eşsizdir ama toplumumuz öyle bir haldeki pirinç pilavı yapmayı bilmeyen rizotto yapıyor yani sürekli bir batılaşma Avrupai olma hevesimiz var tabiî ki gençler arasında makarna salata en rövaçta olan gıdalar arasında tencere yemeği tabir ettiğimiz yemekleri yemektense benim tabirimle con con yemekleri tercih ediyorlar aslında inanılmaz bir mutfağımız var türk mutfağını tanıtımını yapamıyoruz yeterince ondanda kaynaklanıyor olabilir.

 

İYİ BİR ŞEF OLABİLMEK İÇİN GASTRONOMİ BÖLÜMÜNDEN MEZUN OLMAKMI GEREKİR

Tabikide hayır gastronomi bölümleri daha yeni sayılır bizim daeyn şeflerimiz hiç biri gastronomi okumamıştırki ama bakıldığı zamn nice başarılara imza atmış lardır onun için iyi bir şefin gastronoımi okuması gerekmez kendini yetiştirmesi esas unsurdur kendisini kültürel mesleki alanlarında araştırmacı bir okadarda uygulayıcı olursa başarısı kaçınılmaz olur gastronominin sadece yeni yetişenlere artısı mektepli tabiri ile yetişmeleridir ve kitap üzerinden öğrenmeleridir ama bizim sektörümüz kitaba değil çalışmaya dayalıdır öğrenmek vakit harcamak yeniliklere ve eleştirilere açık olmayı yeyler aslında şunuda diyebilirimki kişinin kendisiyle alakalıdır yani kısaca aşçılık okulla değil çalışmayla olur.

 

SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİNDEN BAHSEDERMİSİNİZ

Bu konu en çok üstünde durduğum konulardan birtanesi ülkemizde okadar yardıma muhtac varki bunları tabikide din dil ırk ayırmaksızın söylemem gerekir çünkü Türkiye cumhuriyeti çatısı altındayız ve dalgalandırdığımız bayrağın altında yaşıyoruz ve hepimiz kardeş aile gibi olmalıyız

Mesela van depremi soma faciası Sivas katlimaı vs vs bunu gibi birçok projede görev aldım ama tek değil tabikide şef arkadaşlarla çok keyifli bir okadarda üzücü projelere imza attık van depreminde mesela sevgili şef arkadaşlarımla evleri bertaraf olmuş kardeşlerimizi ziyarete gittik ve günde 15000 ki,şiye yemek yaptık 8 gün kaldık ardından Antalyalı bir arkadaşımıza buradan geçmiş olsun dileklerimi tekrar yolluyorum ona ve ailesine desteklerimizi sunduk yine kimsesiz çocuklar yararına geceler düzenledik gerçi bunlar saymayla bitmez ve halen devam etmekteyiz bazı zamnlar sponsor sıkıntısı çeksekte biz bu işlerin şefler olarak öncüleriyiz olmayada devam edeceğiz.

 

DÜNYADAKİ HANGİ ŞEFLERİ BEYENİYORSUNUZ TAKİP EDİYORSUNUZ

JJJ)J artık onlar beni takip etsin bu güzeldi ama zamanında birçok kişiyi takip ediyordum ama zmanla bu alışkanlıklarım azaldı takip ettiğim hala birkaç şef arkadaşım var çünkü biz şefler mutlaka herkes birbirini takip eder kim ne yapmış gibilerinden bense gordon ramsay alein ducasse gibi isimleri takip ediyorum türkiyede mutfak içinde çalışmalarımda beni gordon ramsay e benzetirler despot agresif bir tarafım vardır iş esnasında buda beni beklide diğerlerinden ayıran özellik çünkü her şeyin güzel ve hatasız olmasını isterim bağırabilirim hatta ve hatta cezalar verebilirim ama her zaman derim yaptıkları banaysa öğrendikleri kendine

Ve asıl olan cümlemle son verme zamanı geldi www.ruzgarsunbul.com www.chefruzgarsunbul.com adreslerinden bana ulaşabilir

LEZZETİ SUNMAK SANAT TATMAK AYRICALIKTIR SÖZÜYLE YOLUMUZA DEVAM EDEBİLİRİZ

LEZZETLERİ TATMAK İÇİNDE ŞİLE FUSA RESTAURANTDA BEKLERİM OKUYUCULARIMIZI

www.fusarestaurant.com

 

 

Haberin sitesine gitmek için TIKLAYIN


 

Chef Rüzgar Sünbül ile muhteşem lezzetlere yolculuk yapmak için doğru yerdesiniz